Kaplumbağa Terbiyecisi Kanvas Tablo
Kaplumbağa Terbiyecisi Kanvas Tablo

Kaplumbağa Terbiyecisi Kanvas Tablo

51,80 TL
Ürün Kodu: ory3-2.
Stok Stokta Var
Kaplumbağa Terbiyecisi ; Elindeki ney ile yemeğe ulaşmaya çalışan kaplumbağaları terbiye eden adam.

Mevcut Seçenekler:

Elindeki ney ile yemeğe ulaşmaya çalışan kaplumbağaları terbiye eden adam.

Kaplumbağa Terbiyecisi, Osman Hamdi Bey'in 1906 ve 1907 yıllarında iki farklı versiyonunu çizdiği tablosudur. Osmanlı Ressamlar Cemiyeti tarafından çıkartılan gazetenin on yedinci sayısında tablonun adı Kaplumbağalar ve Adam olarak geçer, ancak tabloya daha sonra yaygın olarak bilinen Kaplumbağa Terbiyecisi adı verilmiştir.

Belinde sıkı bir kemerle bağlanmış kırmızı uzun bir giysi giyen sakallı bir adam, mavi çinilerle kaplı eşyasız ve bakımsız bir odada, izleyiciye arkası yarı dönük biçimde dikilmektedir. Başına, etrafına gelişigüzel bir yemeni sarılmış arakiye takmıştır. Adamın ayaklarının dibinde, yerdeki yaprakları yemekte olan kaplumbağalar vardır. Bursa'daki Yeşil Camii'nin üst katındaki odanın duvarlarındaki sıvalar ve çiniler yer yer dökülmüştür. Tablonun tek ışık kaynağı adamın önündeki alçak penceredir.

Ellerini arkasında kavuşturmuş olan adam bir ney tutmaktadır. Sırtında bir nakkare asılıdır ve buna bağlı bir mızrap boynundan aşağıya sarkar. Bazılarına göre adamın sırtında asılı olan şey, eskiden dervişler ve dilenciler tarafından kullanılan, hindistan cevizinden ya da abanozdan yapılma dilenci çanağı olan keşkülüfukaradır.

Osman Hamdi Bey'in bu tablosu, özellikle ilham kaynağına dair net bilgilerin olmadığı dönemde, geri kalmış bir toplumu çağdaşlaştırmaya çalışan bir aydının yorgun hâlini anlattığı şeklinde yorumlanmıştır. Kaplumbağaların esin kaynağının, Lâle Devri'ndeki Sadabad eğlenceleri sırasında, hava karardıktan sonra sırtlarına mum dikilerek serbest bırakılan kaplumbağalar olduğu öne sürülmüştür. Bu yoruma göre, Sanayi-i Nefise, Asar-ı Atika Müzesi, Duyun-u Umumiye gibi birçok kurumu kurmak ve yönetmek görevini üstlenen Osman Hamdi Bey, tabloda kendini terbiyeci, kendi iş yapış biçimine uyum gösteremeyen astlarını ise yemeğe ulaşmaya çalışan kaplumbağalar olarak göstererek, onları hicvetmektedir.

1869'da Tour du Monde isimli dergide yayınlanan Charmeur de tortues isimli gravür, Kaplumbağa Terbiyecisi'nin esin kaynağı olabilir.

Başka yorumlara göre, düşünceli biçimde dikilen adam, sabır gerektiren zor bir iş olan kaplumbağaları terbiye etme işini, elindeki ney ve sırtındaki nakkareyi çalarak başarmayı ummaktadır. Bu yoruma göre de terbiyeci Osman Hamdi Bey'in kendisidir. Terbiyecinin zorlu işi elindeki müzik aletleriyle halletmeye çalışması, Osman Hamdi Bey'in de değişime direnen bir toplumu sanat yoluyla çağdaş seviyeye getirmeye çalıştığını, bu yüzden sanat okulu ve müze açma girişiminde bulunduğunu vurgular.

Terbiyecinin, kaplumbağaları eğitmekte kullanacağı neyi üfleyemeyip arkasında tutması, Osman Hamdi Bey’in neyi üfleme, yani kaplumbağalar ile temsil edilen halkı eğitme kaygısından artık vazgeçtiği, çünkü derviş sabrının bile bir sonu olduğu şeklinde de yorumlanmıştır. Ayrıca tablodaki kablumbağaların ilham kaynağının, Osman Hamdi Bey'in Paris'teyken sokaklarda dolaştıklarını gördüğü, Charles Baudelaire'in Modern Hayatın Ressamı kitabında da bahsi geçen kaplumbağalar olduğu da öne sürülmüştür.

Tablonun ikinci versiyonunun, 2009 yılında Sakıp Sabancı Müzesindeki bir sergide sergilenmesi sırasında, tablonun ilham kaynağına dair yeni bir iddia öne sürülmüştür. Buna göre Osman Hamdi Bey, Tour du Monde isimli Fransızca bir derginin 1869 tarihli sayılarından birinde gördüğü bir gravürden esinlenerek bu tabloyu çizmiştir. L. Crépon tarafından bir Japon gravüründen esinle çizilmiş olan bu resim, dergide Charmeur de tortues (Kaplumbağa Terbiyecisi) adıyla basılmıştır. Resimde, Osman Hamdi Bey'in tablosundaki terbiyeciye benzer şekilde giyinmiş yaşlı bir terbiyeci, elindeki ufak davulu çalarak bir grup kaplumbağanın bir masanın üzerine çıkmasını sağlamaya çalışmaktadır. Osman Hamdi Bey, 13 Temmuz 1869'da Bağdat'tan babasına gönderdiği mektupta, "bana yollamış olduğunuz Tour du Monde'u okudum" demektedir. Osman Hamdi Bey muhtemelen 1869 yılının ilk cildini okumuştur ve Kaplumbağa Terbiyecisi'ni çizerken bu gravürden etkilenmiş olabilir.

KANVAS TABLO ÜRETİMİNDEKİ FARKLARIMIZ


Fabrika Değiliz İle Yerli ve Atölyede Üretim Yapıyoruz

Kanvas tabloların çoğu fabrikalarda veya ÇİN’den ithal edilir Nil Tablo olarak biz yerli üretim yapmaktayız bu nedenle üretim yaparken kanvas tabloların sağlıklarını ve renklerini ve kargolanmasında büyük bir emek harcamaktayız. Fabrikalarda kullanılan seri üretim hataları ve renk solmaları Nil Tablo ürünlerinde kesinlikle olmaz.



Boya Kalitesi

Baskıda kullandığımız boyalarımız solmama garantili ve birinci sınıf boyalardır. Bu boyalar gerçeğe en yakın renk tonlarda ve gerçekten en pahalı boya çeşitleridir. Avrupa standartlarında üretim yapıyoruz ve kalitemiz tescillidir.




Fine Art

Sipariş verdiğiniz ürün baskıya girmeden önce tablomuzun her dört kenarına 6 cm’lik resmin bittiği yerden itibaren resmin devamı verilir. Tablonuzu duvarınıza astığınızda kenarlar resim devam ettiğinden daha dekoratif durur. Askı aparatı monte edilmiş bir şekilde tablonuzu duvarınıza asabilirsiniz. Bu şekilde hem çerçeve masraflarından kurtulmuş olursunuz hemde kanvas tablonuz 3d bir görüntü elde edilmiş olur.



Koruyucu Madde İle Uzun Yıllar Kullanım!

Sipariş verdiğiniz kanvas tablolarımızda ürünün uzun senelerce kullanılması için üzerine koruyucu vernik atılır bu şekilde hem canlı rengini korur hemde solma ve eskime görülmez.




Kargolama ve Ambalaj

Biliyorsunuz ki kanvas tablolar hassas ve hafif ürünlerdir bu nedenle ürünün kargolama sırasında hasar almaması için Nil Tablo olarak biz tablo çevresini şeffaf baloncuklar ile sarıyoruz. Müşterilerimiz birden fazla tablo almış ise hepsine ayrı ayrı ambalaj yapıyoruz.


Tablo Özellikleri
Pozisyon dikey
Kullanım Alanları Salon, mutfak, cafe, otel, vs.
Konular Elindeki ney ile yemeğe ulaşmaya çalışan kaplumbağaları terbiye eden adam.
Şekil dikdörtgen

Yorum Yap

Lütfen yorum yazmak için oturum açın ya da kayıt olun.

1842 yılında İstanbul'da doğdu. 1860'da hukuk öğrenimi için Paris'e gitti. Hukuk öğreniminin yanı sıra o dönemim ünlü ressamlarının atölyelerinde çıraklık yaparak iyi de bir resim eğitimi aldı.

1869 yılında Bağdat Yabancı İşler Müdürlüğü''ne atandı. 1871'de İstanbul'a geri dönünce sarayda çalıştı. 1881'de Müze-i Hümayun (İmparatorluk Müzesi)'a atandı. Bu görevi ile Türk müzeciliğinin parlak dönemleri başladı. 1883 yılında Güzel Sanatlar Akademisi Sanayi-i Nefise Mekteb-i Alisi'ni ve İstanbul Arkeoloji Müzesi'ni kurdu ve müdürlüklerini üstlendi. 1884'te o güne kadar hiç gündeme gelmemiş olan ve çokça kayıp verilmiş olunan bir zaafı, antik eserlerin yurt dışına çıkarılmasını yasaklayan Asr-ı Atîka Nizamnâmesini çıkarttırark yürürlüğe soktu.

Osman Hamdi Bey, Nemrut Dağı, Lagina ve Sayda'da arkeolojik kazılar gerçekleştirdi. Sayda'da yaptığı kazılarda bulduğu, arkeoloji dünyasının başyapıtlarından sayılan, aralarında İskender Lahiti'nin de bulunduğu bir takım antik eserler çıkardı. Burada bulunan eserler bugün Osman Hamdi Bey'in bulmuş olduğu birçok eser gibi, kendisinin temellerini attırdığı İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmektedir.

Bazı Önemli Eserleri

  • Kahve Ocağı (1879) 
  • Haremden (1880) 
  • İki Müzisyen Kız (1880) 
  • Kuran okuyan Kız (1880) 
  • Çarşaflanan Kadınlar (1880) 
  • Vazo Yerleştiren Kız (1881) 
  • Gebze’den Manzara (1881) 
  • Çekik Gözlü Kız-Tevfika (1882) 
  • Türbe Ziyaretinde İki Genç Kız I 
  • Türbe Ziyaretinde İki Genç Kız II (1890) 
  • Feraceli Kadınlar (1904) 
  • Pembe Başlıklı Kız (1904) 
  • Kaplumbağa Terbiyecisi (1906) 
  • Mimozalı Kadın (1906) 
  • Şehzade Türbesinde Derviş (1908) 
  • Silah Taciri (1908) 
  • Beyaz Entarili Kız (1908) 
  • Sarı Kurdeleli Kız (1909) 
  • Kaplumbağa terbiyecisi 
  • Leylak Toplayan Kız
  • Kaplumbağa Terbiyecisi


Kaplumbağa Terbiyecisi"Kaplumbağa Terbiyecisi", Osman Hamdi’nin en ilgi çeken ve özgün eserlerinden birisidir. 1906 tarihli eser, özellikle "Lale Devri"ndeki "Sadabad Eğlenceleri"nde geceleri bahçelerin aydınlatılması için kaplumbağaların sırtlarına mumlar dikilerek serbest bırakıldıkları bilgisi bir ipucu olabilir. Yani Osmanlı’nın devlet düzeninde "kaplumbağalar" da "kapıkulları" arasında yer almışlardır.

Bu arada birkaç Osmanlı kurumunun (Sanay-i Nefise, Asar-ı Atika Müzesi, Duyun-u Umumiye, vb.) en üst düzeyinde yönetici olan Hamdi Bey’in kendi iş yapma alışkanlığı/tarzı ile astlarının yaklaşımlarına ilişkin bir allegori akla gelmektedir. Osman Hamdi’nin kendisi olan "Terbiyeci" elinde neyi, boynunda maşası sırtında "keşkül-ü fıkarası" (dervişane bir tevekkülü akla getirmektedir. Hafif öne eğilmiş olarak yapraklarını yiyen üç kaplumbağaya nezaret etmektedir.

Arkada kalan iki kaplumbağa ise yemeğe yanaşmaya çalışmaktadır. Osman Hamdi Bey’in mesai arkadaşlarına yönelik acımasız, ümitsiz bir hicvi olarak yorumlanabilir bir resim bu... Önemli olan, alçaktaki tek ışık kaynağından gelen ışıkla aydınlanan resmin, öğelerinin ilgiyi konuya odaklayan bir yalınlık ve kurgu ile her tür gereksiz ayrıntının ayıklandığı çok başarılı bir bir başyapıt olmasıdır.

Uzun süre işadamı Erol Aksoy'un koleksiyonunda bulunan tablo Erol Aksoy'un varlıklarına TMSF'nin el koymasıyla geçici süre devlete geçmiştir. Eser Aralık 2004'de açık arttırmaya çıkarıldı. Türk resim sanatının en yüksek bedeline çıkan fiyatla Suna Kıraç-İnan Kıraç Vakfı kuruluşu Pera Sanat Müzesi açık arttırmayı kazandı.

Tablo bugün Suna Kıraç-İnan Kıraç Vakfı Pera Sanat Müzesi'nde sergilenmektedir.